
Doç. Dr. Sefa Saygılı'nın yazısı...
The Secret'ın sırrı
Dünyayı “The Secret” çılgınlığı sarmış durumda.
Pek çok ülkede best seller ve milyonlarca tiraja ulaştı.
Bu eserde insanları böylesine cezbeden ne var diye merak ettiğimde gördümki kitap şu cümlelerden ibaret ve aynı fikir devamlı tekrarlanıyor.
“Düşünceler manyetiktir ve frekansları vardır.
Size düşünürken düşünceleriniz Evren’e yayılır ve manyetik güçleriyle aynı frekanstaki bütün benzerlikleri mıknatıs gibi çekerler.
Gönderilen her şey kaynağına geri döner.
Ve “Siz” o kaynaksınız.”
Yani bir hedefe varmak için devamlı hedefi düşüneceksiniz ve sonunda isteğinize ulaşacaksınız.
Olumlu bir şey isteyip özellikle de görselleştirdiğinizde mıknatısa dönüşüyorsunuz ve o şey eninde sonunda sizin çekim mıknatıs alanınıza giriyor, yani isteğiniz gerçekleşiyor.
Hiçbir tutarlılığı olmayan bu absürd (mantıkdışı) görüş kitap boyunca benzer şekilde hep tekrarlanıyor ve örneklerle işleniyor.
Kitapta başka bir şey ararsanız yok.
Bu görüş ise tutarsızdır, akıl ve bilim dışıdır.
Çünkü:
*Milyonlarca kişi faaliyete geçmeden, emek ve çaba harcamadan tembelce oturup kumrular gibi düşünecekler ve istedikleri olacak!
Halbuki zahmet olmadan rahmet olmaz.
Kişi emek verecek, alınteri dökecek ki hedefine varsın.
*Diyelim kişinin hayali gerçekleşti, emeksiz ve bedel ödemeden, bedavadan bir şeyi elde etti.
Bu durumda elde edilenin kıymeti bilinmez, sahibine mutluluk getirmez.
Bu yüzden kitapta verilen örnekler hiç inandırıcı değildir.
Ayrıca emeksiz (Milli piyango gibi) kazanılan paranın kişilere hayır getirmediğini hep görüyoruz.
*Bu düşüncenin esas tehlikesi ise dinin yerine ikâme edilmesidir.
Adeta insanları Allah sevgisinden uzaklaştırmak, dinden imandan soğutmak hedeflenmiştir.
Sanki düşüncelerimizin hayallerimizin fiilen yaratma kudreti varmış gibi sunulmuştur.
“ The Secret” insanlar “İste, hayal et, olsun” diyor.
Ama kim “ol” diyerek?
İnançlı insan Rabbinden dua ederek ister.
The Secret” ise yaratıcı kavramını çekip çıkartarak benzer fiil oluşturmuş.
Ne garip durum bu!
*”The Secret” hayatın tek hedefi olarak zenginliği ve makam sahibi olmayı gösteriyor.
Yardımlaşma, sevgi, hürmet, kalp hafifliği, merhamet, cömertlik, iç huzuru gibi insanı insan yapan özellikler hedef değildir.
Sanki maddenin her şeymiş gibi gösterilmesi ayrı bir felâkettir.
*Sonra Müslümanlar Rabbinden bir şey isterken hayırlı olanı isterler.
Öyle ya “Olurki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır, sevdiğimiz bir şey de şerdir.
Allah bilir, siz bilemezsiniz.” (Bakara, 216)
*Kitapta Allah kavramı yerine ”Tek bir Evrensel Akıl”dan bahsediliyor.
Tek akıl’ı ise “zekâ, bilgelikler ve mükemmelliklerin tümüdür, her şeydir, heran her yerdedir.”
Diye tarif ediyor.
Yani Allah inancımız kalkıyor, suni, mantıkdışı ve ne olduğu belirsiz bir Tek Akıl kavramı ikâme edilmek isteniyor.
The Secret insanların ebedi mutluluğunu hedeflemiş inanç sisteminin yerine maneviyatsızlığı;
gönül huzuru ve vicdanen rahat olma yerine çılgınca zengin olmayı;
Allah’a bağlılık yerine kendi düşüncesine ve ne olduğu belirsiz Evren kavramına tapınmayı ikâme etmek isteyen kitaptır.
Bu kadar çok satması ise çağımız insanının aslımda boşlukta ve bunalımda olmasından hakiki inanca susamasındandır.
Semavi dinlere inanmayan yığınların böyle saçma şeylere kolayca inanır olması şaşırtıcıdır.
Yazımızı kıymetli gazeteci Haşmet Babaoğlu’nun bir cümlesi ile bitirelim:
“Secret ya da çekim yasası yaklaşımının izlediği macera, insanlar dinden imandan çıkarmanın, uyuşturmanın, delilik ölçeğinde bir hayale sürüklemenin ne denli kolaylaştığının göstergesi oldu.”


0 yorum yazılmıştır