Su - Münir Derman Anlatıyor-


İnsanların bir kısmı fikir sahibidirler.

Bir kısmı da fikirlerin esiridir...

Kelimeler bazen bir şey ifade etmezler.

Bazen zehir gibidirler.

Bazen buhar gibi rûha dağılır insanı mutlu kılar...

Kızgın kum çölü...

Hurma ağaçlarıyla süslü bir vaha...

Geniş, sakin, tatlı sulu bir göl...

Masmavi sema...

Aç.

Susuz, yorgun temiz yüzlü bir adam atından indi…

Bu vahaya….

Ter içinde idi...

Kollarını sıvadı.

Ellerini yıkadı.

Avucuyla su içti…

Bu tatlı golden…

Sonra da abdest aldı...

Engin masmavi göğe doğru başını kaldırıp gözlerini dikti.

Fikri kayboluncaya kadar baktı sonsuz maviliğe, sonra suya baktı…

Hafif tebessüm ederek çok şükür dedi…

Ne güzel engin semaa…

Ne hoş serin su…

Ne güzel yüzüm varmış benim…

yine hamd etti.

Atına bindi yoluna devam etti...

Biri çıktı önüne:

Sen uzun müddet göğe, suya. sudaki aksetmiş kendine baktın...

Evet, dedi.

Bu üç şeyde kusur var mı.

Bulabildin mi?

Adam, var dedi.

Olmasa hiç bakar mıydım?

Nedir onlar diye sordu.

Söylemem.

Çünkü söylersem utancımızdan birbirimizin yüzüne bakamayız.

Sorma!

Adam ısrar etti.

Rica etti.

Peki, bu gece sana rüyanda söylerim dedi ve atını sürüp gözden kayboldu.

Gece Rüyasında sual soran zatın kulağına şöyle fısıldadı...

Nedir kusurları bilir misin.

Adam söyle, dedi, nedir?

-Kusursuz oluşları...

Allah her şeyi sudan halketti.

Engin sema sonsuzluklarında aklın duracağı hududu tayin etti.

"Ben insanın sırrıyım insan da benim sırrım.

İnsanda zahir olduğum gibi hiç bir şeyde zahir olmadım" buyurulur.

 

İnsan içinde ve terkibinde bu üç şeyi taşıyor.

Bu süsleri veren aklın alamadığı varlığın güzellikleri, kudretleri, nimetleri ve Ona yönelmesini öğreten nedir bilir misin?

Din'dir.

Resul-i Ekrem aynaya baktığı zaman, Allah'ıma çok şükür beni kusursuz yarattı buyurmuştur.

Resul-i Ekrem de insandı.

Suyun içine ateş atma sakın.

Ateşin üzerine suyu dökme.

Fakat bu çok ince ve çok güç iştir.

Selâm olsun bizden bizi okuyanlara.

Buhar, bulut, yağmur, su.

Tekrar buhar, bulut tekrar, yağmur su...

Nedir bu devr-i âlem.

Görüyoruz.

Suyu anlayamıyoruz.

Su olmasa idi ne olurdu, düşünemeyiz bunu...

Suyun ne olduğunu anlayabilseydik su olur O azizin içinde erir biz de aziz olurduk...

Su kadar aziz olun...

 

Dudakları susuzluktan çatlamış bir zat, oluğundan soğuk su akan bir pınara yanaştı.

Kana kana içti, sonra "elhamdülillah", dedi.

Biri belirdi yanında sordu.

Nedir bu su dediğin.

Bilmem, bilemem.

Tarif edemem.

Görüyorsun ya şırıl şırıl aktığını...

Adam ısrar etti bir şey söyle hele dedi...

Adam, cennetin altından ırmaklar akar diyor Allah kelâmında bu yetmez mi...

Doğru dedi. Suya bak gör, cenneti nedir?

Cennet, Allah'ın kullarına mükafat olarak ihsan ettiği mâ-mekândan bir mekân...

Oranın dünyada, mekânda görünür aziz ve mübarek nesnesi...

ne O... su...

Bir çocuk sırtında çalı çırpı gütürüyordu.

Yalın ayak...

Yanından geçen birisi çocuğu:

Bu göğü kim yaptı, dedi.

Çocuk bilmem O vardır.

Yoktan var olmadı...

Peki bu nizam nedir.

Hak'kın görünüşü, kudreti, gücü.

Hak nerede.

Her yerde...

Göster, Onu bana, dedi.

Çocuk sırtındaki odunları indirdi ve sonra Yâ İlahî bunları altın yap.

Odunlar birden bire altın oldu.

Adamın gözleri açıldı.

Bu hünerin varda niçin çıplaksın, dedi.

Çocuk ses çıkarmadı.

Tekrar dua etti altınlar odun oldu.

Niçin böyle yaptın dedi adam çocuğa,

Yapmasa idim Hak'la bu kadar senli-benli olur muydum...

Hak'kın takdir ettiğine boyun eğmekte hüner vardır buyurdu.

Odunları sırtına aldı yoluna devam etti...

Ayakta su içmeyiniz.

Su içene hürmet ediniz.

Konuşturmayınız.

Mümkün olduğu kadar nebatlara su veriniz.

Su içerken hayvanlara zarar vermeyiniz.

Ürkütmeyiniz.

Her şeye su veriniz.

Su vermede ecir vardır.

Ecir demek Hak rızasını çekmek demektir.

Bunlar Resulullah'ın sözleridir.

*

Küçük bir kuş su içiyordu akan bir çeşme yalağından...

Ayak sesi duydu. Küçücek başını çevirdi baktı.

Temiz giyimli, güzel yüzlü, beyaz sakallı bir zat, elinde asasıyla çeşmeye doğru yaklaştı.

Kuş, bu zattan bana zarar gelmez, dedi.

Suyunu içmeğe devam etti.

Adam geçerken asasıyle kuşa vurdu.

Kuşun ayağı kırıldı.

Fırladı uçtu, doğru Hz. Süleyman Aleyhissâlama gitti.

Ya Allah'ın Peygamberi filan zat, ben su içerken benim ayağımı kırdı, diye şikayette bulundu.

Çağırdılar adamı...Huzura.

Süleyman (A.S.) o zata hitaben, niçin bu kuşun ayağını kırdın, dedi.

Adam, bu kuşun insanlardan kaçması lâzımdı, dedi.

Peygamber kuşa sordu;

Ya kuş, niçin kaçmadın?

Kuş, Ey Allah'ın Resul'ü bu zatın yüzü ve tavrı bana iyi bir zat olduğunu gösteriyordu.

Ondan bana bir zarar gelmez diye su içmeği yarım bırakmadım, dedi...

Süleyman Peygamber emir verdi.

Bu adamın ayağını kısas olarak kırın, dedi. Kuş hemen atıldı.

Ya Allah'ın Resul'ü yapmayınız.

Ben bağışladım onu...

Yalnız bu adamın içini dışarı çevirin de, dışına bakan onu görerek benim gibi aldanmasın, dedi.

İçi güzel olanın dışı güzeldir.

Dışı güzel olanın içi güzeldir diye bir kâide yoktur...

 

Dudakları susuzluktan çatlamış, ayaklarını yere vurarak su diye haykıran küçük İsmail'in ayakları dibinden Allah'ın Zemzemi fışkırttığını da unutmayınız...

Kapayın kitabı, koyun kütüphanenize.

Oda varsa...

*

Baykuş Süleyman peygamber'e sormuş:

– Harabelerde durursun nedir bu halin.

– Harabeler Allah'ın mirasıdır.

– Gündüzleri niçin uçmaz da uyursun?

– Gündüz insanlardan korkarım.

– Neden korkarsın insanlardan.

– Bunun cevabını söylemem, sen bilirsin.

    Sen insanların peygamberisin bize peygamber gönderilmedi...

– Geceleri aralıklarla ötersin ne söylersin?

– Hani dünya nimetlerine dalıp mağrur olarak benim diyenler..

 

Bu kadar dert ve mihnet varken evlerde uyuyanlara şaşarım...

Bana sual sorma ya Süleyman...

Gece ben kendi kudretimce Allah'ı tesbih ederim.

Âlemlerin Rabbı Allah'a hamd ederim ki, bana âhirette sual sormayacak, azap vermeyecek.

Bundan büyük lütuf varsa söyle Ya Süleyman, sen peygambersin...

Süleyman Peygamber bir şey söylemedi.

Gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı.

Koskoca Süleyman Peygamber baykuşa cevap veremedi.

Su derki:

Hak beni yarattı.

Benden de her şeyi yarattı.

Bensiz hayat olmaz.

Ne olur kul benimle abdest alsın.

Bu suretle benimle beni yaratana dursun.

Ben de Hak huzurunda iftihar edeyim.

Çeşmeler akıyor, dereler, nehirler şırıl şırıl akıp gidiyor.

Kuyularda su var.

Çölde değilsin, abdest al!

Beni bulamazsan toprakla teyemmüm var.

Başka hiçbir dinde bu yoktur.

Toprak olmasaydı su görünmezdi.

Nerede toplanacak, Toprak suya vekâlet ediyor; sana…

Mayası benim diyor.

Su gördüğün zaman tekrar abdest almak toprağın suya karşı hürmetidir. Toprağa da; kendi aslına da vefakârlık etmiş olursun.

Su kadar aziz olun.

Hak'kın selâmı üzerinize olsun.



Not:Yukarıdaki Yazı Münir Derman Bey'in Su-3 isimli eserinin 75-76-77-78 numaralı sayfalarından alınmıştır.

Erol      buulkem@gmail.com

Kaynak. Netpano.com

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !