SULTANAHMET CAMİİ 
Bu mübarek vakitte gönlüm dedi ki bana;
Ey nama Ceylanı yar, nazar kılma yabana!
Burda ebedi bir ruh, burda vefa izi var,
Hem cennetin kokusu, hem Mustafa izi var!
Fanüsların içinde sanki pırlanta kutu,
Başında kar beyazı bir güzellik bulutu! ..
Benim burda gördüğüm gülzar-ı Cennet mi ne?
İnsanı çeker alır Allah'ın sevgisine! ..
Burda zaman bir başka, burda yürek per vurur,
İlahi aşkın şevki insanı tek tek vurur!
Akıl kavramaz bunu, insana dad-ı Hak bu! ..
Nasıl anlatayım ki, işta imdad-ı Hak bu! ..
Eksik kalır her sözlük ben nasıl desem sana,
Böyle güzel bir devlet nasib olmaz insana! ..
Her taşı bir pırlanta, bir ak inci, mercan;
Sevdasına kapılır daha ilk nazarda can! ..
Onu gördükçe gözüm maziler gelir yada,
Onun gibi bir mabed hayal etmem dünyada! ..
Eller nasıl renk vermiş, ne firüze çini bu?
Nevbahara döndürür insanın içini bu! ..
Sanki her köşesinde Kabe, Merve ve safa,
Yakub bunu görseydi demezdi 'Ya esefa! '
Cihanın toprağında bu mavi Cennet nedir?
Gönülleri kendine çekmede kaç senedir!
Mecnun böyle bir vefa sunamazdı Leyla'ya,
İşte mübarek ecdat öyle tutkun Mevla'ya!
Sana bir şey demez mi şu Sultanahmed adı?
Sen bu ulu mabedde bulacaksın ecdadı! ..
O muhteşem saltanat, işte o ruh burada,
Ey gönül padişahı, ermek budur murada! ..
Alemde övünmeye sezadır bu dest-i naz,
Nedhinde, senasında ben ne desem yine az!
İnsana sefa verir gülzar-ı Cennet gibi,
Öyle İlahi haz ki bunun bulunmaz dibi! ..
Ay kubbesini öper, yıldız yağdırır sema! ..
Gül yüzlü melek vardır kapısında daima!
Yanağının güneşi gönüllere şevk verir,
Hangi cihete baksam bir ilahi zevk verir! ..
Aferinler gıptadalar, o güzel Ahmed Hana,
Bu pırlanta yapıyı bağışlamış Yezdana! ..
Burda aşık gönüller mihrabına baş vurur,
İnsanın içi titrer, gözler nice yaş vurur! ..
Buranın her şeyi hoş, buranın nuru başka,
Ey vaktin Hızır'ı gel, zevki, huzuru başka! ..
Ben ömrünce görmedim böyle nadide eser,
Zaman mekan boyunca güneş gibi gülümser! ..
Her kelam aciz kalıri kafi gelmez söz ona,
Vurulur Mecnun gibi ilk nazarda göz ona!
Asırlardır çağlıyor en ulvi nida burda,
Cennet, nimet bahşeder, ey oğul, Hüda burda! ..
Maziyi tasavvur et, bir nefescik dur da sen,
Üçler, yediler, kırklar bulacaksın burda sen!
Güneşler, aylar senin dolduracak içini,
Hiçbir göz görmemiştir alemde böyle çini!
Musatafa Necati BURSALI
SULTANAHMET CAMİİ 
Bu mübarek vakitte gönlüm dedi ki bana;
Ey nama Ceylanı yar, nazar kılma yabana!
Burda ebedi bir ruh, burda vefa izi var,
Hem cennetin kokusu, hem Mustafa izi var!
Fanüsların içinde sanki pırlanta kutu,
Başında kar beyazı bir güzellik bulutu! ..
Benim burda gördüğüm gülzar-ı Cennet mi ne?
İnsanı çeker alır Allah'ın sevgisine! ..
Burda zaman bir başka, burda yürek per vurur,
İlahi aşkın şevki insanı tek tek vurur!
Akıl kavramaz bunu, insana dad-ı Hak bu! ..
Nasıl anlatayım ki, işta imdad-ı Hak bu! ..
Eksik kalır her sözlük ben nasıl desem sana,
Böyle güzel bir devlet nasib olmaz insana! ..
Her taşı bir pırlanta, bir ak inci, mercan;
Sevdasına kapılır daha ilk nazarda can! ..
Onu gördükçe gözüm maziler gelir yada,
Onun gibi bir mabed hayal etmem dünyada! ..
Eller nasıl renk vermiş, ne firüze çini bu?
Nevbahara döndürür insanın içini bu! ..
Sanki her köşesinde Kabe, Merve ve safa,
Yakub bunu görseydi demezdi 'Ya esefa! '
Cihanın toprağında bu mavi Cennet nedir?
Gönülleri kendine çekmede kaç senedir!
Mecnun böyle bir vefa sunamazdı Leyla'ya,
İşte mübarek ecdat öyle tutkun Mevla'ya!
Sana bir şey demez mi şu Sultanahmed adı?
Sen bu ulu mabedde bulacaksın ecdadı! ..
O muhteşem saltanat, işte o ruh burada,
Ey gönül padişahı, ermek budur murada! ..
Alemde övünmeye sezadır bu dest-i naz,
Nedhinde, senasında ben ne desem yine az!
İnsana sefa verir gülzar-ı Cennet gibi,
Öyle İlahi haz ki bunun bulunmaz dibi! ..
Ay kubbesini öper, yıldız yağdırır sema! ..
Gül yüzlü melek vardır kapısında daima!
Yanağının güneşi gönüllere şevk verir,
Hangi cihete baksam bir ilahi zevk verir! ..
Aferinler gıptadalar, o güzel Ahmed Hana,
Bu pırlanta yapıyı bağışlamış Yezdana! ..
Burda aşık gönüller mihrabına baş vurur,
İnsanın içi titrer, gözler nice yaş vurur! ..
Buranın her şeyi hoş, buranın nuru başka,
Ey vaktin Hızır'ı gel, zevki, huzuru başka! ..
Ben ömrünce görmedim böyle nadide eser,
Zaman mekan boyunca güneş gibi gülümser! ..
Her kelam aciz kalıri kafi gelmez söz ona,
Vurulur Mecnun gibi ilk nazarda göz ona!
Asırlardır çağlıyor en ulvi nida burda,
Cennet, nimet bahşeder, ey oğul, Hüda burda! ..
Maziyi tasavvur et, bir nefescik dur da sen,
Üçler, yediler, kırklar bulacaksın burda sen!
Güneşler, aylar senin dolduracak içini,
Hiçbir göz görmemiştir alemde böyle çini!
Musatafa Necati BURSALI


0 yorum yazılmıştır