Hayati Sır

 

Zamanın geçmişi nedir?

Zamandan önce ne vardı sahi!

Zaman yokken daha!

Bir ilk olarak ve hep aynı kalarak!

Değişen sadece sensin…

O’nun için zaman yok… Mekân yok… Aslında ‘hayat’ yok!

İnsan’ yok!

İşte bunları bilerek başlayalım düşünceye…

Ve bu saklı tefekkür için Allah’tan yardım isteyelim…

Önce bir ağaç altı bulmalı…

Billur gibi akan kaynak suyuyla abdest almalı…

Namaz, dua ve tefekküre öyle başlamalı…

İnsan! Var olmayan hayatın içinde, olmayan bir zamanda!

Ve Allah için yapılan ilk saklı tefekkür!

Şimdi başladı işte kalemin, kâğıdın üzerindeki yolculuğu…

Kelimeler birer basamak gibi…

Yükseliyoruz hakikate…

Yazıdan başka ne var ki hayatta…

Kur’an olmasaydı nasıl anlayacaktık, bu hayatın sürekli olarak var olamayacağını…

Cennet’e ulaşamazsak Cehennem’e düşeceğimizi…

Dünya hayatının kısacık bir an olduğunu…

Bu an için ebedi hayatı kaybedebileceğimizi…

Kur’an olmasaydı nasıl anlayacaktık…

Şu an dünyada ne varsa hepsi yazıdır…

Kelimelerdir…

Kalemdir…

Kalem olan insandır!

Oku’yan bir kalem…

Yaz o zaman işte!

Önce oku, sonra yaz, kâinatı…

Allah için yaz!

Allah için oku!


Hangi dünya hayatı bu!

Her günkü koşuşturmaları insanların…

Yemek, giyinmek, konuşmak, çalışmak, bir vasıtaya binmek, televizyon seyretmek ve uyumak…

Kalem, bütün bunları yaparken yine de yazabilir mi?

Oku’yabilir mi?

İman edip Allah’a, hayrı ve barışı yayabilir mi?

Topraktan uzak yaşarsa, secde ettiği o an, zamanın dışına çıkabilir mi?

Zamanın olmadığı, hayatın olmadığı, kendinin bile olmadığı o halin içine girebilir mi?

O hali yaşayabilmesi için huzura kavuşabilir mi?

Sükûnet içinde, taş avluda, şadırvanın su sesiyle, güneşin gezindiği yüzünde, Allah’ı görmüşçesine gülümseyerek, toprağa değdirirken alnını, tam o sırada işte hafif bir rüzgâr eser…

Gül kokusu yayılır avluya…

Ve sen kendini Mescid-i Nebeviye’de, Ravzada, Peygamber Efendimizle birlikte namaz kılıyor gibi hissedersin…


Anlarsın o zaman ‘kalem’le kelimelerin secdesini…

Ve o kelimeleri sana ‘oku’tan Rabbini…

Kelimelerin bir zamanı yoktur…

Mekânı da yoktur…

Her an her yerde olabilir onlar!

Birer birer, ‘an’layarak, Esmaü’l Hüsna ile varılır İsm-i Azam’a…

Dünya hayatı biter o zaman…

Zaman, mekân, insan kalmaz…

O ilk halin içinde uyanırsın Rabbinin huzurunda…

Bütün sırlar açılır sana…

Sen kendin, bir sır olur, dönersin dünyaya!


Şimdi, kelimelerin seçtiği ‘kalem’ sen misin diye sorarlar, dünyaya dönünce sana?

Ağaçların, kuşların, çocukların seni görünce hayati bir sır olarak bilmesi gerekir…

O zaman işte kelimeler ‘kalem’ olarak seni seçtiklerini söyleyebilirler…

Yok olan tüm tabiî hayatın seni sevmesi şarttır, yok olmadan önce!

Sır burada!

Hayati Sır


 

Kaynak: netpano.com

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !