
Ne kadar da özledik seni...
Sen gittin gideli yeni Ebu Cehiller türedi, nemrutlar sardı dünyanın dört bir yanını...
Barış için savaştıklarını söyleyip oluk oluk Müslüman kanı döküldü pek çok İslam diyarında.
Nelere şahit oldu bu gözler, neler duydu bu kulaklar.
Senden sonra sevginin adını unuttu insanlık.
Kan revan içinde kaldı bütün dünya.
Müslüman’ın kanı petrol için petrolden de ucuz satıldı devrin Firavunları tarafından.
Dediler ki “Demokrasi(!) getireceğiz dünyaya.”
Öyle bir geldiler ki Asya’ya;
Asyalıyı Asyalıya kırdırdılar özgürlük adına...
Yetinmediler ve ardından senin ortadan kaldırdığın fitne ateşini, senin “Ordum” dediğin ve övdüğün milletin içine soktular.
Bu ateş, milletin içine öyle bir girdi ki;
kalktı senin iliklerimize işlettiğin kardeşlik duygusu.
Hatta yetinmediler devrin Firavunları bununla da ve kardeşi kardeşe kırdırmak için girdiler aile ocağımıza kadar.
Sanki yeminli idiler senin getirdiğin güzellikleri ortadan kaldırmaya.
Öyle bir sardılar ki ülkemizi, ülkülerimizin özüne el uzatmaya kalktı bu salip uşakları...
Gönüllerden kaldırdılar vefa duygusunu.
Yürekleri bir kırmızı et parçasından ibaret gösterdiler körpe dimağlara...
Ve ardından, mankurtlar türettiler memleketin her yerinde...
Ne kadar kutsaliyetimiz varsa, bu türettikleri mankurtlarla saldırdılar bütün mukaddes değerlere...
Ve yeni ufuklara doğru kanat çırpma ülküsüne kenetlenmek üzere olan bir millet, yeniden yeni kaosların içinde kaldı bu yeni çağda...
Gel ey Muhammed(SAV)! Yetiş, Sina Çölünde Yavuz’a yetiştiğin gibi...
Aşalım çölleri, ulaşalım zümrüd-ü memlekete.
Tut yine elimizden, Bizans surlarına üç hilalli sancağı diken Ulubatlı Hasan’ın elinden tuttuğun gibi...
Sırtımızı sıvazla, tıpkı Ulu Hakan Abdülhamit Han’ın muhteşem ordusunu teftiş ederken onun sırtını sıvazladığın gibi...
Yine sesimize kulak ver, Çanakkale’de
“Yetiş Ya Muhammed Kitabın elden gidiyor!”
diye bağıran 1. tabur komutanı binbaşı Lütfi’nin imdadına yetişip sesine kulak verdiğin gibi...
Ya Rasulullah!
Biz seni de senin insanlığa sunduğun muştuları da çok ama çok özledik.
Gel yine, Miraç’tan gelir gibi, Hac’dan döner gibi gel ve insanlığa yeniden insanlığını hatırlat.
Yazarı : Alıntı : Gazi Karabulut /antisiyonizm.com


Konu: SELAMÜNALEYKÜM.
Riyâd'ül Müzekkirîn adlı kitabda zikredilmiştir ki: Yüce Allâh, Âdem (a.s.)'a rûh üfleyince, gözünü açtı. arş üzerinde (Lâ ilâhe illallâh, Muhammedün Resûlullâh) diye yazılmış olduğunu gördü. Yüce Allâh'dan sordu ki:
"Yâ Rabbi! muhammed kimdir k, adını kendi şerefli adın ile berâber yazdın?
Yüce ve Ulu olan Allâh şöyle buyurdu.
"Ey Âdem; O senin evlâdındır. Birinci mim mülküne, hâ harfi hükmüne işârettir. ikinci mim büyüklüğümü gösterir. Dâl ise, Îslâm dinine delâlettir. Mülküme, Hükmüme, mecdime vedin-i Îslâma and içerim ki, Habibime talib olup, O'na salâvat okuyan herkesi, ameli ne olursa olsun, cennetime sokarım. sallallâhû aleyhi vesellem Yâ Rabb biz aciz kullarına Resûlü Ekremini şefaatci eyle sen merhametlilerin en merhametlisisin.Amiinn Rabbime emanet kal kardeşim selam ve dua ile inşâ-Allâh..
Bağlantı »
Konu: selam aleyküm
el hak öyledir dua müminin silahıdır sığınağıdır öyle bir hale geitiriyorki nefs insanı bırakın dua etmeyi besmele bile cektirmiyor çoğu zaman ALLAH affetsin cümlemizi hakiki manada dua edenlerden duası kabul olunanlardan ve dua ile yaşayanlardan eylesin bana dua edin inşallah selametle
hak yar ola ...
Bağlantı »