
Allah Tealanın,
Bayramın hakikatini
Ümmeti Muhammed'e yaşatması duasıyla...

Allah Tealanın,
Bayramın hakikatini
Ümmeti Muhammed'e yaşatması duasıyla...
Allah'ın 99 ismini zikretmek insanın hayatını değiştiriyor.
İşte formül...

Merhametsizlere 'Er Rahim', 'Er Rahman', aşırı sinirlilere 'El Halim', sevgi ve muhabbeti az olanlara 'El Vedud', nereye gideceğini bilemeyenlere 'Er Reşid, sıkıntı içinde olanlara 'El Vekil'...
Esmaül Hüsna yani Allah'ın isim ve sıfatlarını günlük hayatta zikretmenin insana pratik yararları var. Bu konuda ilahiyatçılar da doktorlar da hemfikir.
Esmaü'l Hüsna üzerinde araştırma yapan isimlerden Dr. Ender Saraç sinirli birinin 'El-Halim' esmasını çekerek daha halim selim biri olabileceğine inanıyor.
Tıpkı sabırsız birinin 'Ya Sabır' çekerek sabırlı olmayı becerebilmesi, merhametsiz birinin 'Er-Rahman, Er-Rahim' çekerek merhamet sahibi olmayı başardığı gibi.
Zaman Gazetesi Kürsü Sayfası Editörü Süleyman Sargın, Esmaü'l Hüsna bilgisinin Allah-âlem ilişkisine ışık tutması ve sonuçta Allah'ı tanıma açısından büyük önem taşıdığına vurgu yapıyor.
Zira Kur'an'da da geçen bütün bu isim ve sıfatlar Allah'ı tanıtmakta.
Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülaziz Hatip'e göre Allah'ı, isim ve sıfatlarıyla tanımak, O'nu her an yanında hissetmek, insan için büyük bir emniyet ve saadet vesilesi.
Kişi inandığı Allah'ın isimlerini ve manalarını bilmekle vasıtasız olarak O'nunla bir nevi dostluk ve diyalog kurma imkanı bulmuş olur.
Bu güzel isimlerin bir kısmı Cenab-ı Hakk'ın varlığını ispat eder.
Allah'ın Hayy, Baki, Kayyum gibi sıfatları onun varlığını inkar edenleri reddeder. Bazı sıfatları ise birliğini ispat eder.
Vahid, Ehad, Samed, Ganiyy gibi. Güzel isimlerinin bir kısmı bütün varlıkların vücut bulmasında tek sebebin Cenab-ı Hak olduğunu ispat eder.
Halik, Bari, Musavvir, Kavi gibi.
İsimlerin bir kısmı da bütün âlemi tedbir ve idare edenin sadece Allah olduğunu gösterir.
Bir kısmı da onun bütün noksan sıfatlardan uzak olduğunu, hiçbir varlığa benzemediğini ve kimseye muhtaç olmadığını ispat eder.
Kuddus, Muhit, Mecid gibi...
Allah'ın her biri sonsuz sırlar taşıyan isimleri, aynı zamanda kullarının ona yöneldiği birer kapı mahiyetinde.
Farklı ihtiyaçlar içindeki insanlar, o derdinin devası olan ilâhî ismi zikrederek Allah'a halini arz eder.
Mesela hasta olan bir insan, "Rahîm ve Raûf" veya "Şâfî ve Muâfî" isimleriyle; ihtiyaç sahibi fakir bir insan "Rezzâk, Fettâh, Kerîm ve Vehhâb" isimleriyle; ilme ihtiyaç duyan bir insan "Allâmu'l-Guyûb" ismiyle; hidayete mazhar olmak isteyen bir insan "Hâdî ve Nûr" isimleriyle; sabırlı olmak isteyen bir insan da "Sabûr" ismiyle duada bulunur.
Her insanda bir ismin tecellisi ön plana çıkabilir mi?
Fahrettin Razi'nin açıklamasına göre Allah'ın isimlerinden her birisi belli bir manaya delalet eder.
Hangi ruha o mana galip gelirse o ruhun o isimle daha sıkı münasebeti bulunur.
Üstelik o ismi zikretmeye devam ederse süratle o isimden istifade eder. Ancak burada insanın aklına hemen "Hangi Esma'yı günde kaç kez zikretmeliyim?" sorusu geliyor.
Uzmanlar, 'İnsanlar hangi ismine ihtiyaç duyuyorlarsa bu ihtiyacı ölçüsünde Allah'ı anmalı' cevabını veriyor.
Ama bizim aşağıda vereceğimiz rakamlar genelde ilgili ismin ebced hesabı yapılarak elde edilen rakamlar.
"En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin.
O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin.
Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir." (Ar'af, 180)
"O'dur Allah, O'ndan başka yoktur ilah.
En güzel isimler ve vasıflar O'nundur." (Taha, 8)
***
Her ismin kainatta bir karşılığı var
Prof. Dr. Abdulaziz Hatip (Marmara Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Öğretim Üyesi): Bazı müfessirlere göre "Âdem'e öğretilen isimler" de Esmâ-i Hüsnâ'dır.
Yani bu mübarek isimlerin her biri kâinattaki bir fennin, bir ilim dalının hakikat ve temelini teşkil eder.
Meselâ, hukuk ve adalet ilmi Adl ismine, iktisat ilmi Rezzak ismine dayanır. Böylece Hz. Adem'e, bütün ilmî ve fennî kemâlât, inkişaf ve terakkilerin özü, çekirdeği ve yeteneği tevdi edilmiştir.
Adem neslinin geliştirdiği bütün maddî ve kevnî terakkiler, bu ilk öğretimin güzel meyveleridir.
Meleklere karşı insan nev'i olarak bize üstünlük kazandıran da budur.
Genç ve diri kalmak için El-Hayy...
Dr. Ender Saraç (Ayurveda uzmanı): Dünya gezegeninde her şey sonuçta bu 99 ismin tecellisidir.
İnsanlarda bu esmaların tecellilerini farklı şekillerde görüyoruz.
İnsanlar kendi üzerlerinde hangi esmaların tecellilerini görmek istiyorlarsa onu vird edinebilirler.
Ama bazı esmalar kokteyl halinde zikredilebilir.
Bu da sinerjik bir etki bırakır. Mesela 'Er-Rahman Er-Rahim, Ya Fettah Ya Rezzak beraber çekilebilir. Bir de benim çok sevdiğim bir anti ageng esması var. El-Hayy... Genç ve diri kalmak için çekilebilir.
İnsanoğlu, bu isimlere muhtaçtır
Süleyman Sargın: İnsan Esmâ-i İlahiye ile devamlı bir münasebet içindedir.
Onun Esmâ-i İlahiye'ye dayanarak, kendisinde hâkim olan ismi vird edinip her gün çekmesi, o insanın dualarının kabulüne ve mânevî terakki adına ilerlemesine vesile olabilir.
İnsan, Allah'ın sıfatlarını bildiren isimlere muhtaçtır.
Kişi, çeşitli durumlarda vaziyetine en münasip olan bir ismiyle Rabb'ine niyazda bulunmak ister.
Bu isimlerin olmaması halinde insanın O'nunla irtibatı eksik kalır. 
Kaynak:iyibilgi

Ey herbir hücreyi en küçük ayrıntısına kadar mükemmel yaratan Rabbim
Ey her yarattığını sebepsiz yaratmayan Rabbim
Bizler yine Sen'in cuma vaktine geldik
Her cuma bizi Sana yaklaştırsın
Bizleri geçmiş günahlarımızdan alıkoysun...
Bizler Seni özlüyoruz Rabbim,bu nefsin kıskançlarında
Bizler Habibini özlüyoruz bu yalan sevdalardan
Ne olur beni affet
Beni Sev
Annemi ,babamı sev
Sevdiğimi sev
ailemi,arkadaşlarımı,kardeşlerimi sev
Yeter ki Sen SEV Allah'ım...
Cumaları cuma olanlar Hayırlı Cumalar...
Dertler sıkıntılar artmış, insanlar derdine çare arıyor ama kalpler kararmış, inançlar zayıflamış, umutsuzluk o kadar artmış ki, çare elimizin altında olduğu halde insanlar niye hala çareyi uzaklarda arıyor?
Aslında o kadar şanslıyız ki, yeterki inanç olsun.

Bir gün, bir adam Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) yanına gelerek,
"Size dünya ve ahiretle alakalı soracak sorularım var." der.
Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.) o kimseye,
"Ne istiyorsan sor." buyururlar.
Ardından o kişi ile Peygamber Efendimiz (s.a.v.) arasında bizim de pek çok dersler çıkarabileceğimiz şu diyalog yaşanır:
İnsanların en zengini olmak istiyorum. Ne yapmalıyım?
"Kanaatkâr olursan insanların en zengini olursun."
İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum.
"İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır. Sen de insanlara faydalı ol."
İnsanların en adaletlisi olmak istiyorum.
"Kendin için istediğini insanlar için de istersen insanların en adili olursun."
İnsanlar içinde Allah'a en yakın, O'nun en has kullarından olmak istiyorum.
"Allah'ı çok zikredip anar ve hatırlarsan o zaman Allah'ın en has kulu olursun."
Muhsinlerden, iyilik edenlerden olmak istiyorum.
"Allah'a, O'nu görüyor gibi ibadet et, her ne kadar sen O'nu görmesen de O seni görüyor."
İmanımı kemale erdirmek istiyorum.
"Güzel ahlaklı olursan imanın kemale erer."
Kıyamet günü nur içinde haşrolmak istiyorum.
"Hiç kimseye zulmetme, kıyamet günü nur içinde haşrolursun. Önce kendine ve insanlara merhamet et ki; Allah da sana merhamet etsin."
Günahlarımın azalmasını istiyorum.
"İstiğfar ederek günahlarının bağışlanması için Allah'a yalvarırsan günahların azalır."
İnsanların en kerimi olmak istiyorum.
"Allah'a kullarını şikayet etmezsen insanların kerimi olursun."
Rızkımın bol olmasını istiyorum.
"Temizliğe devam edersen rızkın bol olur."
Allah ve Resulü tarafından sevilmek istiyorum.
"O zaman Allah ve Resulü'nün sevdiklerini sev, sevmediklerini de sevme."
Allah'ın bana kızmasından kendimi korumak istiyorum.
"Kimseye kızmazsan Allah'ın gazabından ve kızmasından kurtulursun."
Duamın kabul edilmesini istiyorum.
"Haramlardan sakınırsan duaların kabul olur."
Allah'ın beni başkalarının yanında rezil etmemesini istiyorum.
"Namusunu koruyup iffetli ol ki; insanlar yanında rezil olmayasın."
Allah'ın ayıplarımı, kusurlarımı örtmesini istiyorum.
"Kardeşlerinin ayıplarını örtersen Allah da senin ayıplarını örter."
Benim günahlarımı ne siler?
"Gözyaşların, hudûun (saygıyla Allah'a kulluğun) ve hastalıklar."
Allah yanında hangi özellikler daha faziletlidir?
"Güzel ahlak, tevazu, belalara sabır ve kazaya rıza."
Allah yanında en büyük günah hangisidir?
"Kötü ahlak ve Allah'ın emirlerine karşı gösterilen cimrilik."
Rahman Allah'ın rahmetini ne coşturur?
"Gizliden gizliye sadaka vermek ve sıla-i rahim (akrabaları ziyaret ve görüp gözetmek)"
Cehennem ateşini ne söndürür?
"Oruç."
(Ali el-Müttaki, Kenzu'l-Ummal, 16/127-129)

„Gizli bir hazineydim bilinmek istedim“
Hadis-i Kudsî

Yarabbi sana Meryem in temizliğiyle gelmek istiyorum.
Günahlarla kirlenmeme izin verme.
Sana Musa nın duasıyla geliyorum.
Şeytana uymam için peşimden koşanlardan kurtar beni.
İsmail in tefekkürüyle boynumu büküyorum.
Beni ve soyumu sana kul olarak yaşat.
Sana İbrahim in şevkatiyle geliyorum.
Sana gelmeme engel olan şeyleri bana gösterki onları kurban edeyim.
Sana İsanın ruhuyla geliyorum.
Beni katına almanı diliyorum.
Sana Yunusun duasıyla yalvarıyorum.
Beni yutan nefsimi karanlıklardan kurtarmanı bekliyorum.
Beni selamet sahiline ulaştır.
Sana Yusuf un gömlegiyle geliyorum.
Beni düştügüm ümitsizlik kuyusundan çıkarmanı diliyorum.
Sana Muhammed in(asm) kullugu ve aşkıyla geliyorum.
Ubudiyetimi Miraç ın sırrıyla taçlandırmanı diliyorum.
Amin…

İlâhi ente maksudî ve rızaike matlubî

Cuma gecelerinin Yasin'leriyle
Sohbet eyledik gidenlerin ardından
Ağladık
Düşmana göstermeden
Kayaların yosun tutan tarafında
Hıçkırıklarımızı rüzgara vermedik ki
Yâdeller, namertler duyup da sevinmesin diye.
„Ya Baki entel Baki“ „Ya Baki entel Baki“ 

Nazlı bir tohum düştü, toprağın kucağına.
Ürkek, narin bir tohum...
Sert gibi görünen toprak, merhametiyle onu sıcacık bağrına bastı.
Tohum, sevgiyle baktı toprağa. Sonra bulut rüzgârla buluştu.
Rüzgâr esti, savurdu. Gökyüzünde bir hareketlilik hâsıl oldu.
Gök gürledi, şimşekler çaktı. Tohum şaşırdı ve ürktü.
Rahmet damlaları serpildi toprağın merhametli yüzüne.
Gökyüzü döktü içini yeryüzüne.
Tohum, semadan inen bu rahmet damlacıklarıyla coştu.
Rahmet damlaları ile birlikte sevgi beliriverdi tohumda.
O sevgi ile çatladı; kabuğunu kırdı; filizlendi ağaç oldu.
Ağaç şefkatinden meyveye durdu. Meyvedeki merhamet, çekirdeklerinde tecelli etti.
Ve tekrar o çekirdekler sevgi ile toprağın bağrında buluştu.
Sert görünümlü yer ve gök merhamet ağı ile sarmıştı küçücük tohumu.
Koskoca gökyüzü şefkatli sinesini cisimce pek küçük bir tohuma açmıştı.
Peki neydi onların bu birbirleriyle olan alâkadarlıklarının sırrı.
Bir bağ vardı aralarında. Nasıl bir bağdı ki haşmetli gökyüzü, küçücük tohuma merhametli bir tebessümle bakmıştı.
Güçlü yeryüzü, o cisimce pek küçük tohuma bir hanedan olmuştu.
Hiç fahre, gurura kapılmadan tohumla aralarında bir teavün, güzel bir dostluk oluşmuştu.
Neydi bu sır... Neydi...
Bir tılsım var kâinatta. Hem de kâinatın kalp meydanında.
Kâinat insanın büyültülmüş halidir.
Öyleyse kâinatın da bir kalbi vardır. O kalpte de bir tılsım saklıdır.
Bu tılsım Muhabbet tılsımıdır.
Kâinat bu muhabbet tılsımı üzere yaratıldı.
Kâinatın her yerine nakış nakış işlendi bu tılsım.
Bu tılsım açılırsa insan mütevazi olur haşmetli gökyüzü gibi;
kucaklar bütün insanları ve bütün mevcudatı gönülden, candan.
Bu tılsım ile, insan candan bir dost olur kâinatla.
Kâinatın özündeki bu tılsımın ucu insana dayanıyor.
Yani eşrefi mahlûkatın kalbine uzanıyor.
Kalp merkez noktadır.
Kalp mutlu olunca diğer azalar da mutlu olur, kalbe tabi olur.
Eğer o kalp bir de muhabbet tılsımı ile atıyorsa bütün azalar katmerli mutludur.
Ve her biri diğerinin hakkına saygılı;
diğerine bir yardımcı, bir dost hükmündedir.
Bu tılsım zerreden şemse her yerde mevcut.
Bu sır ile bülbül güle hayran olur. Ben, hem güle hem bülbüle.
Bu tılsım ile bütün mahlûkat birbirine yardımcı olur.
Tılsımı açtığımızda içinden sevgi, şefkat, merhamet çıkar. İnsanı mânâlı kılan bu lâtifeler diğer güzel latifeler gibi ,"Şahsi âlemin yıldızı hükmündedir."1
Şahsi âlemimizin yıldızlarının sönmemesi için kalbi kasavetten uzak kılmak ve onu muhabbetle yoğurmak gerek.
Yani Allah sevgisi ve Peygamber aşkı ile doldurmak.
Ve günah karanlıklarında, o kalbi biçare, başıboş bırakmamak.
"Muhabbet, şu kâinatın bir sebebi vücududur, hem şu kâinatın râbıtasıdır, hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır.
İnsan kâinatın en câmi" bir meyvesi olduğu için, kâinatı istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir. "2
İnsanın ve onun büyültülmüş hali kâinatın kalbine giden yol işte bu muhabbet tılsımından geçiyor. Kâinatın ve insanın kalbi bu tılsım ile atıyor.
Dipnotlar:
1. Risâle-i Nur, Mesnevî-i Nuriye Bediüzzaman Said Nursî.
2. Risâle-i Nur, Sözler Bediüzzaman Said Nursî
Kaynak: nurasya.com